Ağrı’da 2018 yılında meydana gelen ve 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in kaybolduğu, ardından ise cansız bedeninin 18 gün sonra bir akarsu kenarında bulunmasıyla sonuçlanan olayda, mahkeme yeniden yargılamaya gitti. Yıllar süren süreç sonunda, Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir, ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Bu karar, hem ailesi hem de kamuoyunda yoğun reaksiyonlara yol açan oldukça önemli bir hakimiyet kararıdır.
Duruşmaya, tutuklu sanık Yusuf Aydemir mahkemeye SEGBİS sistemi üzerinden bağlanırken, diğer tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları mahkeme salonunda hazır bulundu. Duruşmada, sanıkların savunmaları ve iddialara ilişkin detaylar dikkatle incelenirken, mahkeme heyeti özellikle delil yetersizliği nedeniyle diğer sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Yusuf Aydemir ise savunmasında suçsuzluğunu tekrar dile getirerek, adalete güvendiğini belirtti. Mahkeme, Sanık Yusuf Aydemir’in ‘kasten öldürmek’ suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verirken, aynı zamanda ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ suçundan da 6 yıl hapis talep etti ve cezaevindeki tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Bu karar, olayın uzun ve karmaşık hukuki sürecinin sonunda alınmıştır. Davanın başlangıcında, Leyla’nın ölümüne ilişkin tutuklu ve tutuksuz sanıklar hakkında mahkeme farklı kararlar vermiş, bölge mahkemeleri ve Yargıtay da kararların hukuki süesize uygun olup olmadığını incelemişti. Dosya, çeşitli usul eksiklikleri ve delil yetersizliği gerekçeleriyle defalarca bozulmuş ve yeniden yargılanmıştır. Ancak, nihai karar, birkaç yıl süren bu hukuki süreç sonrası, sanık Yusuf Aydemir’in suçlu bulunmasıyla sonuçlanmıştır. Mahkeme kararı kamuoyu tarafından yakından takip edilmekte olup, aile tepkileri ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle de gündemde kalmıştır. Bu süreç, adaletin sağlanması noktasında toplumda çeşitli tartışmalara ve duygusal tepkilere neden olmaktadır.
